

TAGEM’in 30. Yılı kutlamaları kapsamında ‘Milli Kaynaklar Milletle Buluşuyor’ sloganıyla Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan çalışmalar kapsamında muhafaza altına alınan yerli ve milli genetik kaynakların tanıtımı ve yaygınlaştırılması etkinliği düzenlendi.
Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsünde düzenlenen programa Erzincan Valisi Mehmet Makas, Belediye Başkanı Bekir Aksun, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Bahçe Bitkileri Araştırmaları Daire Başkanı Gökhan Kızılcı, Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Birol Karadoğan ve kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından programın açılış konuşmasını yapan Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Birol Karadoğan; “Enstitüsü Müdürlüğümüz bünyesinde yürütülen projeler kapsamında toplanarak muhafaza altına alınmış yerli ve milli genetik kaynaklarımızın tanıtımı ve yaygınlaştırılması etkinliğine hoş geldiniz.
Son iki yıldır yaşanan pandemi süreci tarımın ülkeler için çok stratejik bir faaliyet kolu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Enstitümüz, 1927 yılında Tali Mıntıka Mektebi adı altında kurulmuş olup, yaklaşık 100 yıldır farklı isimler adı altında bölgede araştırma geliştirme faaliyetlerine devam etmektedir.
Müdürlüğümüzün bölgesel görev alanları Erzincan, Erzurum, Malatya, Elâzığ, Muş, Bingöl, Bitlis, Van, Gümüşhane, Bayburt, Ardahan, Kars, Ağrı, Iğdır, Sivas ve Tunceli olmak üzere toplamda 16 il olup, meyvecilik, bağcılık, sebzecilik, süs bitkileri, yemeklik tane baklagiller, bitki sağlığı görev konuları üzerine halen devam etmekte olan 36 proje yürütmektedir.
Ülkemiz coğrafi konumuyla Akdeniz ve Yakındoğu gibi iki önemli gen merkezinin kesiştiği noktada olmasının yanı sıra 5 mikro gen merkezine ev sahipliği yapması ile endemik bitki sayısı bakımından çok zengin, genetik çeşitlilik bakımından ise çok değerli bir ülkedir.
Bölgemiz ise gerek coğrafi konumu gerekse mikro klima özelliği gösteren lokasyonları ile endemik bitki popülasyonu, biyoçeşitlilik ve genetik kaynaklar bakımından oldukça zengin bir bölgedir. Biyoçeşitlilik ve kültürel mirasın doğurduğu yerel çeşitler, bulunduğu çevre ve iklim koşullarına karşı ayakta kalabilmiş ve sahip oldukları farklı özellikleriyle birlikte ileride karşılaşılacağımız birçok tarımsal problemin çözüm noktasında, yeni çeşitlerin ıslah edilmesi ve geliştirilmesinde de önemli rol oynamaktadır.
Genetik kaynaklarımız hem kültürel hem ekonomik hem de stratejik açıdan çok önemlidir. Genetik kaynaklar sürdürülebilir bir tarımın teminatıdır. Genetik kaynaklarımız Türk tarımının geleceği ve Dünya’da güçlü bir tarım devleti olmanın da en önemli basamağıdır.
Tarımsal olarak bölgesinde lider ve Dünya genelinde küresel bir konuma gelmeyi vizyon edinmiş bir ülke olarak, öncelikli misyonlarımızdan birisi de genetik ve milli kaynaklarımızı koruma altına alarak yok olma tehlikesinin önüne geçerek, güvenli ve bilinçli bir kullanım modeli ile geleceğimize taşımaktır. Sahip olduğumuz biyolojik çeşitliliği korumak, sürdürülebilir kullanımını sağlamak ve bu zenginliği ekonomik çıkarlara dönüştürebilmek için, ulusal ve uluslararası düzeyde sürdürülebilir politikalarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü bünyesinde çok sayıda prestijli proje yürütülmüş ve halen devam etmektedir.
Türkiye’nin on birinci kalkınma planıvizyon 2023 kapsamında genetik kaynakların önemi vurgulanarak bu hususta “Ülkemizin genetik kaynaklara dayalı geleneksel bilgi ve folklor ile ilgili kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla envanter çalışması yapılması ve biyolojik çeşitliliğin ve genetik kaynakların tespiti, tescili, korunması, sürdürülebilir kullanımı, geliştirilmesi, izlenmesi ve kaçakçılığının önlenmesi sağlanacak, genetik kaynaklardan ve bağlantılı geleneksel bilgilerden elde edilen faydaların ülkemize kazandırılması” hedeflenmiştir.
Bu hassasiyet ile bölgede yapılan çalışmalar neticesinde 451 meyve, 197 üzüm, 46 süs bitkisi ve 1035 sebze genotipi toplanmıştır. Meyve, asma ve süs bitkilerine ait 694 genotip enstitümüz bünyesinde bulunan meyve, asma ve süs bitkileri arazi gen bankalarında muhafaza altına alınmıştır. 1035 sebze genotipi ise Bakanlığımız ulusal gen bankasına gönderilerek koruma altına alınmıştır. Milli kaynaklarımızın korunması ve geleceğe taşınması hususunda Türkiye genelinde oluşturulmuş 24 arazi gen bankalarından 2 tanesi ise bu amaç doğrultusunda enstitü bünyemizde bulunmaktadır.
Bugün ki etkinliğimiz, meyve ve asma arazi gen bankalarımızda bulunan ve bu dönem itibari ile hasat olgunluğuna ulaşmış genetik kaynaklarımızdan bazılarını siz değerli misafirlerimize tanıtmak ve tattırmak için düzenlenmiştir. Genetik kaynaklarımızı koruyoruz, gelecek nesillere aktarıyoruz. Tarımın geleceği, geleceğin tarımı İşimiz araştırma, gücümüz inovasyon” dedi.
Daha sonra konuşan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Bahçe Bitkileri Araştırmaları Daire Başkanı Gökhan Kızılcı; “Genel anlamda tarımın durumu iyi değil gibi haberler çıkıyor. Bunların gerçeklerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Türkiye tarımsal hafızası ile Avrupa’nın birinci dünyanın da ilk 10 ülkesi arasındadır. 2020 yılı istatistiklerine göre 20 milyar dolar tarımsal ihracatı ile dış ticarette fazla veren bir ülkedir. Bu eli öpülesi çiftçilerimiz, tarım teşkilatlarımız sayesine ortaya çıkmış bir değerdir. Bunun daha iyisini yapmak hepimizin elindedir. Bunun için hep beraber çiftçisi ile bakanlığımız ile sivil toplum örgütleri ile ele ele verip çalışıyoruz. Toplum için üretiyoruz. Tarımımızı geleceğe taşıyoruz. 84 milyon ülke insanımızı doyuruyoruz. Aynı zaman da 5 milyona yakın mülteciyi doyurabiliyoruz. 50 milyona yaklaşan turisti bu ülke bu kaynakları ile doyuruyor. Bu kapasiteye sahip. Bunun yanında da net ihracat yapan bir ülkeyiz. Bazı medya organlarında Türkiye buğday ithal ediyor diye haberlere rastlıyoruz. Bunun gerçeği şudur. Ülkemiz dünyada en fazla un ihraç eden ülkedir. Makarna ihracatında da dünyada ikinci sıradayız. Biz ihraç ettiğimiz buğdayı ülkemize getirip sanayimizde işleyip un ve makarna olarak ihraç ediyoruz. Yaptığımız ihracatın büyük bir kısmı bu anlamdadır. TAGEM olarak yaklaşık 130 yıllık bir geçmişe sahibiz. Ülkemiz genelinde 48 adet enstitü bulunmaktadır. Tarımın bütün alanlarında 48 enstitümüzde tarımsal alanlarda araştırmalar yapıyoruz. ARGE ülkemizin geç fark ettiği bir konu nasıl ki savunma sanayinde ARGE’nin önemini görüyor ve gururlanıyorsak tarımda geleceğin dünyasında en az savunma sanayi kadar önemli bir sektör olacak. Bu anlamda yapılan ARGE’ler çok önemli. Son yıllarda yapılan çalışmalar önemli diye düşünüyoruz. Şuan Türkiye tohumculukta da ihracat yapan bir ülkedir. Biz İsrail ve Amerika’ya tohum satan bir ülkeyiz. Bu konumumuzu gayretlerle hep beraber çalışarak daha da artıracağız”
Programda son olarak konuşan Erzincan Valisi Mehmet Makas; “Burada enstitümüzün tarımcının en öncelikli görevi tarımı geliştirmektir. Bu topraklar içerisinde en iyi üretimi elde etmek, milletin huzuruna refahına katkıda bulunmaktır. Tarımda ilk onda yer alıyoruz dünyada ama inşallah birinciliğe adımızı yazdıracağız. Enstitümüzün vermiş olduğu üretimden dolayı her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Erzincan Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan çalışmalar kapsamında muhafaza altına alınan yerli ve milli genetik kaynakların tanıtımı ve yaygınlaştırılması etkinliği kapsamında hazırlanan ürün stantları gezildi.